Gönderen: esraycr | 29/11/2009

Öğrenci evi…

Okuldan yurda dönüyoruz.. Meryem dedi ki haydi gelin bize.. Biz de yurtta kalan ve ev hayatını özlemiş kişiler olarak bu cazip teklifi geri çevirir miyiz hiç ? :D

Eve geldik tam ki, alınacaklar varmış.. (Ekmek  vs..) Meryem ve Cansu markete gitti..Biz ise Melek ile evde kaldık..  Melek dedi ki ;’ Esra ben evi toparlayım biraz, hem bulaşıklar var onları yıkayım’ Ben de dedim ki benim uykum var… Sen yıka Melek..İstediğini yap..Ama yemek vakti beni uyandır.. :D Ben bugün çok yorgunum, boş bulduğum yerde uyuyacağım dedim ve yerde bir yatak vardı kıvrıldım oracığa..

Beş dakika oldu olmadı.. Mutfaktan ses geldi..(Melek bulaşık yıkıyor)Baktım ki bardak kırılmış bir tane.. Büyük parçaları topladım.Ufakları içinde süpürge arıyorum evde…(Uyku filan kaçtı tabi ki ) :D

Bir tane süpürge ye benzer bir şey bulduk..Kocaman yuvarlak.. Uzunca hortumu var..Hani yuvarlak fırınlar olur ya onlara benziyor işte.. Değişik yerlerde delikleri filan var…Bulduğumuz şeyin süpürge olduğuna kanaat getirdik ve zoraki fişini taktık:D (Çarpar mı çarpar…Kablo çok yıpranmış ,her tarafı bantlı ) O da ne… Bir gürültü , bir gürültü ki sormayın…Resmen sokağın başından duyulur… Halıyı süpürmeye çalışıyoruz fakat, süpürge içine cam kırıklarını çekmediği gibi , içinde olan pisliği de dışarı veriyor..Hemen fişten çektik.. Baktık ki böyle olmayacak..Halıyı toplayıp balkondan silkeleyelim dedik.. (Bu arada halının altınında üstünden farkı yok :D )

O sırada dışarıda olan Cansu ve Meryem geldi..Meryem siz ne yapıyorsunuz evin altını üstüne getirmişsiniz dedi.. Ev toparlanmış olsa neyse ama zaten çok dağınıktı..

Not: o süpürgeyi kullanmıyorlarmış.. Meryem’in dediğine göre, o son model bir süpürge… Ve yeni çıkan modeller öyle çalışıyor…Bize göre ise 1900 lü yıllarda ilk çıkan süpürgelerden…  : )

Ben yemeğe kadar uyumaya tekrar niyetlendim..Az evvelki yer yatağını tekrar gözüme kestirdim.. Gözlerimi kapadım ki Meryem ‘in sesini duyuyorum.. Esra neden yer yatağına yattı ki? Orada üşüyecek.. Ben de dayanamayıp dedim ki? Bacım bunun sebebi evde yer yatağından başka yatak olmadığından olabilir mi? :D :D Tabi artık uykum filan kalmadı..

Yemeği yiyip güzel bir gece  geçirdik.. : )

(not: Meryem yurda çıkmasaydın keşke..Eskiden iyi kötü yurttan sıkılınca gideceğimiz bir evimiz vardı.. Şimdi o da yok :D )Üçünüzü de çok seviyorum bacılar,gece gece eski günleri hatırlayıp gülümsüyorum…

Gönderen: esraycr | 22/10/2009

SEVGİLİ’LER GÜYA…

Ertesi gün için hocamız derse sütur seti (dikiş ipi ) istedi. Ben de okuldan gelir gelmez uyumuşum.Uyandım ki saat 12.00 ve yurttan çıkışımız o saatte yasak..Yasak olmasa bile o saatte hangi medikal açık olur ki :D (ders ise sabah 8.00 de)

Aklımıza oda arkadaşım Meryem le şu fikir geldi.Müdürle ile konuşalım ve hastaneye gidip  tanıdıklardan alalım..Mutlaka hastanelerin acillerinde vardır.İyi de bu saatte nasıl dışarı çıkacağız? Müdüre durumu anlattık, o da bakarız bir çaresine dedi..Saat iki civarı telefonumuz çalıyor.Arıyan müdür hanım…

‘’ESRA, kızlardan birisi hastalanmış, biz acile gideceğiz sen ve Meryem de gelebilir..’’

Hemen hazırlandık aşağıya indik..Kız sinir krizi geçiriyor..Erkek arkadaşıyla kavga etmiş..Çıldırıyor adeta…

Neyse biz acile gittik,kıza müdahale yapılırken biz de sütur setlerinden istedik..Sağolsunlar epey bi verdiler..Tam hastaneden çıkacağız ki, acilin kapısında son model bir araç ve aracın içinden bir sürü erkek çıktı…(Fakat hepsi de dev gibi :D )

(Araçtan inen erkeklerden birisi, kızın erkek arkadaşıymış…Diğerleride o gencin ev arkadaşlarıymış..Yurda gitmiş gençler ve kızın yurttan, hastaneye gittiğini öğrenmişler…Doğru hastaneye gelmişler…)

Sinir krizi geçiren kız halen ağlamaya devam ediyor.Bu arada erkek arkadaşı hızlı adımlarla yanımıza yaklaştı ve kızı bileğinden tuttuğu gibi yanımızdan aldı..Diğer ev arkadaşları ise bize meydan okurcasına karşımızda bekliyor…

Kızın erkek arkadaşı ,kıza bağırıyor..Hepimiz hayretler içerisindeyiz..Kıza diyor ki,

Benden habersizzzzzzz tuvalete bile gidemezsinnnnn sennnnnnnn!!!! Buraya nasıl gelirsinnn haaaa!!!

Kız perişan olmuş zaten.. ayağında terlikleri, üzerinde pijamasıyla titriyor gecenin bir soğuğunda… Epey  kıza bağırdı çocuk… Sonra bize döndü…

Bu size ders olsunnn dedi…Bir daha bu kızı benden habersiz dışarı çıkartın da göreyim dedi…

Ben ve Meryem ortada kaldık resmen… Neye uğradığımızı şaşırdık…

Neyse kızı yurdun aracına bindirdik…Yurda geliyoruz..Fakat arkada çocuk bizi takip ediyor..Güvenlikçimiz müdüre dönerek dedi ki, isterseniz durmayayım yurtta..(Sanırım o da korktu) ;)

Fakat yurdun önünde durduk…Ve içeri girdik hemen…

Dikiş ipi alalım derken… Yaşadıklarımıza bir bakın…

Gönderen: esraycr | 22/09/2009

Bayram izlenimleri…

 :(  Artık büyüklerimiz ‘ah o nerede eski bayramlar?’  demiyor.. Kimseye gidip gelmeyin diyip, gündemin konusu olan  - cinayet- i konuşuyorlar..  Büyüklerin söze başlayıp, eski bayramları anlatmasını özledim..

:( ‘Bayram çocuklara geliyor’ diyorduk ya hep.. Artık bayram çocuklara da gelmiyor.. Bayramın geldiği tek yer’ televizyon kanalları’, diyordum ki tam.. Artık eskisi kadar, bayramda yapılan televizyon programlarının da tadı tuzu yok..

:( Bayramdan bir gün önce izlediğim haber programında, haber spikeri bir kız çocuğuna soru soruyor?

Spiker : bayramda siz ne yapacaksınız? Bayramı nasıl geçirmeyi düşünüyorsunuz?

Küçük kız: bayram bize gelmeyecek ki..Bana bayramlık almışlardı, fakat sel gelince bayramlığımı götürdü..Ben bayram yapamayacağım bu yüzden…

Bu haberi izlediğimde göz yaşlarımı tutamayıp, başladım ağlamaya.. Ertesi gün, yani bayram sabahı , bayramda giyerim düşüncesiyle aldığım elbiseyi giymek yerine, diğer kıyafetlerimden giydim.. (Bu elbise ömrümde aldığım ikinci elbisem olsa da..)

Gönderen: esraycr | 19/09/2009

İYİ BAYRAMLAR CAN’LARIM

herkes istediği kadar alabilir.. :))7_8 yaşlarındayım..Bayram sabahı kalkmışım, alel acele bir kahvaltımı yapmışım ki sormayın..Ne kadar çabuk kahvaltıdan kalkarsam, o kadar çabukta bayramlıklarımı giyeceğim tabi… ;)

Kahvaltım biter bitmez, şevkle odama gidip cicilerimi giydim.. Sıra geldi saçımı yapmaya, onu da kıyafetime uyan tokalarla zenginleştirdikten sonra,tabi sıra geldi sokağa çıkmaya.. Eller öpülüp, şeker toplanacak ;) En büyük çantamı aldım,evin yakınındaki evleri ziyarete hücummm..Yanımda ablam ve komşumuzun kızı Medine de var…

Bir kapıya tık tık yapacağız , bahçe kapısından girdik..Ve karşımızda bir köpek..Hırrrrrr , hemen üzerimize doğru koştu ve biz koşmaya başladık…Bahçe kapısından bir çıktık,yanımda ablam var ama Medine yok…Nefes nefeseyiz bu sırada..

Hemen geri döndük, o esnada  da köpeğin havlamasından ve bizim çığlıklarımızdan evdekiler dışarı çıkmış..Medine yerde..Köpekte onu hırpalamış biraz..

Evdekiler Medine’yi kurtardı..Köpeği bağladılar.Medine ağlıyor,çok korkmuş..Onu telkin etmeye çalışıyoruz..Bayramlığı ,elbiseydi..Altında ise çorapları vardı..Düşünce yere, çorapları yırtılmış..Elbisesi çamur olmuş..Köpek ise ısırmıyormuş..Sadece oyun oynamak için gelenlerin üzerine atlıyormuş…Tabi biz ne bilelim köpeğin huyunu… ;)

Akşama kadar pes etmeyip şeker topladık..Fakat korkuyla.. :D Akşam olunca ablamla biz eve yöneldik..Medine ise,  _eve gidemem ben_  dedi.Bayramlığı yırtıldığı ve çamur olduğu için annesinin kızacağını söyledi..Biz eve gelip durumu anneme anlattık..Annem Medine’nin evlerine gidip,hem bayramlaşıp,hem de olanı biteni anlatmış..Annesi hiç kızmamış..

Ertesi gün ise, bol şeker veren evlerin kapısını tekrar çalıp bayramlaşmaya devam tabi.. ;) Şeker toplama hevesimiz ise, bol şeker yemek için değil..Kim daha çok şeker toplayabilecek diye..  :D  ;)

Sevgiyle ve muhabbetle yüreklerinizden öpüyorum.. İyi bayramlar can’larım… ;)

Gönderen: esraycr | 11/09/2009

SEVMEDİKLERİME SAYGI DA DUYMUYORUM…

Sevmeye bilirsin ama saygı duymak zorundasın…Öyle mi?

İnsan ‘sevme’ üzerine yaratılıyor..Doğar doğmaz annesini seviyor, onun kokusunu alıp diğer kişilerden onu ayırt edebiliyor.Yani fıtratımızda var sevmek.. Peki saygı duymak fıtratımızda var mı?

Bence ‘sevgi’ olmazsa, ‘saygı’ da olmaz..Ben, sevmediğim insanlara saygı duymuyorum.Duyamıyorum.. Saygı duymamak demek, karşımdakine hakaret edebileceğim, edepsizlik yapabileceğim, ona fiziksel darp uygulayabileceğim anlamına gelmiyor tabi ki.. Hatta,saygı duymamak demek,  karşımızdakini istediğimiz kadar rencide edebileceğimiz, her fırsatta köşeye sıkıştırabileceğimiz demekte değil ..

Saygı duyduğum insanlara hürmet, güler yüz ve sevgimi gösterirken, saygı duymadıklarıma ise sadece nötr kalıyorum..Fakat görüyorum ki toplumda saygı duymamak demek , saygı duymanın tam tersi olarak algılanıyor.. (yani şöyle..)Saygı duyduğuna güzel sözler ederken, saygı duymadığına da küfür edebilirsin.. Saygı duyduğuna kalkıp yer verirken, saygı duymadığının yerine oturabilirsin..

 Saygı duymamak , saygısızlık yapabileceğim anlamını taşımaz…

Saygı duymak demek, kişinin hakkını korumak , haklarını ihlal etmemek demektir..Fakat saygı duymamak demek, kişinin haklarına girebilirsin demek değildir..

Yazının başında insan ‘sevme’ üzerine yaratılıyor demiştim..Sevme üzerine yaratıldığımız için bir çok  şeyi seviyoruz, sevdiğimiz içinde bir çok şeye saygılıyız..

Gelelim bana, sevmediğime saygı da duymuyorum.. (Saygı duymadığıma saygısızlık ta yapmıyorum)Çünkü sevme olmadan saygı da olmaz diye düşünüyorum..Sevmeye bilirsin ama saygı duymak zorundasın sözüne de bu sebeplerden katılamıyorum…

    sevmediklerime saygı duymuyorum, saygı duymadıklarıma saygısızlıkta yapmıyorum ama.. ;)                                                                                                           Saygılarımla… ;)

Gönderen: esraycr | 10/09/2009

HIRSIZLAR ÇOĞALINCA,

Kapı, anahtara der ki…

Bundan yıllar öncesi, bir tek sen vardın…Bir sen dilimi çözerdin,ben ise bir seni beklerdim…Son üç beş yılda bakıyorum da başkaları da eklendi yanına..

Kıskanıyorsun değil mi? :D :D

Ne de olsa eskiden bir sen vardın, şimdi anlaşılan yaşlandın yanına başkalarını da aldılar…

;) ;) ;)

 

 

(Not: Eskiden kapının önünde üç saniye beklerdik, tek anahtarla kapı açılıverirdi..Şimdilerde birden fazla anahtarla kapılarımız açılıyor:D Kapının önünde anahtarları denerken aklıma geliverdi bunu yazmak… :D   Kapının dilinden de size durumu anlatayım dedim…)

Gönderen: esraycr | 29/08/2009

EVLAT

Amca içeri girdi, sıkıntılı olduğu her halinden belliydi.. Konuşmaya takati bile kalmamıştı..Sıkıntısını vakit kaybetmeden anlatmak istiyordu.. Söze başladı…

Oğlu bu yıl üniversite sınavına girmiş, Dumlupınar üniversitesinde bir bölüm kazanmış..Tabi ki her baba gibi o da çok sevinmiş..Kayıt günleri gelmiş Perşembe günü, doğruca Kütahya ya gelmişler.. Kayıt olacak oğlu, diğer oğlu ve kendisi…

Fakat kayıt sırasında diğer oğlunun olmadığını fark etmiş.. Malum herkes telaşlı, heyecanlı.. O kalabalığın içinde oğlunu aramaya başlamış.. Kampüs büyük tabi.. İyice etrafa bakmış ama oğlu yok…

Zihinsel engelli olduğu için oğlunun da onu bulma şansı yokmuş..

Oğlunu okula kayıt ettirme sevincini yaşamak için gelirken, hiç akılda olmayan bir olayın başına gelmesi ne kadar da zor..Üstelik hiç tanımadığı şehirde…

Polise haber vermiş durumu, oğlunun fotoğraflarını çoğalttırmış.. Bir umut, olan gücüyle halkın çok uğradığı yerlere yapıştırıyormuş fotoğrafları… Dün, bu duruma çok üzüldüm.. Hastaların bazılarına durumu söyledim, ola ki gören olur.. Karşılaşacak olur…Mutlu bir haber alınır…

Kayıt için gelen, diğer kardeş içinde durum çok kötü.. Düşünsenize, kardeşiniz de aynı şehirde ama kayıp..Hep arayışta olur insan.. Hep içi yanar.. Allah yardımcıları olsun.. Umarım kayıp olan kardeşimiz bulunur..

Eve gelince anneme anlattım durumu..Annemin aklına gelen keşke o an benim aklıma gelseydi.. Annemin dediği ilk şey, o ailenin burada tanıdıkları yoktur, keşke alıp eve gelseydin..Bizde kalsalardı dedi.. Bu teklifi amcaya yapmadığım için, içimde o an acı hissettim.. Keşke misafirimiz olsalardı..

Allah kimseye kayıp acısı yaşatmasın..Hele ki evlat kaybı.. Şuan anne değilim ama anlayabiliyorum gördüklerimden ve anladıklarımdan… Umarım kimseler kaybolmaz…

Eski Gönderiler »

Kategoriler